Tarihçe
Migrenin Tarihçesi
Binyıllardır biliniyor; ama çaresi bulunamıyor!
Migrenin tarihi belki de akıl sahibi ilk insanla başlamıştır. Bu öylesine eski bir baş belasıdır ki, insanlık tarihinin en eski yazılı belgelerinde bile ‘kafa içinde ağrı’dan bahsedilir. Bu ilk önceleri, kötü ruhların insanın içine girmesi biçiminde yorumlanmış olsa gerektir ki, doktorların büyücü veya otacı diye ikiye ayrıldıkları Sümer’de ve Babil’de tabletlerde birçok ritüele ve ilaç önerilerine rastlanır. Hatta, kafatasında delik açmanın tıbbi nedeni bile yoğun başağrıları ve bugün bildiğimiz üzere ‘migren’ olabilir. Çünkü, ağrıyı hafifleten bitkisel çözümler binyıllardır bilinen bir durumdur da. Örneğin Söğüt ağacı kabuğunun kaynatılmasıyla, akşamdan kalmalığın kolayca geçtiği özellikle Haşhaşiler arasında bilinen birşeydi. İlginçtir ki, bugün ‘salisik asit’ olarak formüle edilen ünlü bir ağrıkesicinin doğal hammaddesi de söğüt ağacının (Salix) kabuğundan elde edilen salisin’den elde edilmiştir.
Migren, bildiğimiz ‘migren’ olmak için geçen yüzyıla kadar beklemek zorunda kaldı; onun özel bir hastalık biçimi olduğu anlaşılamadığı için çok çok uzun bir süre ‘şiddetli baş ağrısı’ olarak tanımlandı. Hatta Hipokrat (MÖ 400) bunun tanımını ‘kafanın bir yanında sürekli ve şiddetli ağrı’ olarak yapsa da, baş ağrısından farkını ortaya koymadı. Bergamalı İmparatorluk doktoru Galen de konuyla ilgili gözlemler yaptı. Bu konuda baş ağrısını hafifleten ilaç reçeteleri hem onlar hem de İbn-i Sina tarafından önerildi. Fakat, tedavinin tam olması için ‘migren’ teşhisinin tam konulması gerekiyordu ki, bunun için de, 1870’e kadar Edward Liveing’i beklemek gerekecekti. O tarih boyunca ‘kan bozukluğu’ veya Galen gibi kusmayla rahatlamadan ötürü, safrayla ilgisi olduğunu varsayılan rahatsızlığın, ‘sinir sistemlerindeki bir işlev bozukluğu’ olduğu ve bunun da Megrim dediği bir hastalık çeşidi olduğu tanısını geliştirdi. Daha sonra, geçen yüzyılın başlarında, beyin reseptörleri üzerine çalışmalarıyla, ‘seratonin’in migren ve başağrıları üzerindeki olumlu etkisini bulgulayan Alman bilim adamı Paul Ehrlich bu çalışmalarıyla 1908’de Nobel Ödülü aldı. Fakat seratoninin işe yaraması için bir 64 yıl beklenmesi gerekecekti. Nitekim, Güney Afrikalı doktor Patrick Humphry, bugün de çeşitli markalar altında üretilen Triptan’ları buldu.
Bunların neler olduğu, Tedavi Bölümümüz’de yazmaktaysa da, NIH(National Institute of Health-USA)’in ve bütün doktorların dediği gibi, migreni tamamen ortadan kaldıran bir ilaç veya tedavi henüz yok!
Bu bela, binyıllardır biliniyor; bilim ve teknoloji uzaya gidiyor, fakat kafamızın içindeki insanı perişan eden bu hain hastalığa bir çare bulamıyor! İlginç değil mi! Bu öyle bir hastalık ki, yaşlı-genç, kadın-erkek, fakir-zengin veya ünlü-ünsüz farketmiyor; işlerinizi baltalıyor, toplumdan kopmanıza neden oluyor, sizi karanlığa ve sessizliğe mahkum ediyor; yaşam tadınız, kaliteniz bozuluyor… Ve ne siz, ne doktorlar, ne de tıp sektörü bir şey yapamıyor…
Ama, bugün artık yepyeni bir umut, Mgreen var!
(Eklerdeki Tarihçe Resmi bu bölüme girecek)
Etiketler: migren
Eylül 23, 2025
Listeye dön